Bu yol ki Hak yoludur dönme bilmeyiz…

19/10/2014 by

Numan NUH

“Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten”

Dindar nesil söylemi ile insanların zihinlerini bulandıranların yetimin malını yemek için fetva aldıkları takiyye perdesi yırtılınca ortaya çıktı. Gerçekler ne kadar ortaya çıksa da gönlünü şeytana kaptırmışlar dünya menfaati için uyumaya devam ederken ahir zamanda son bir kez daha şahlanması gereken “gül-i revani Muhammedi” ordusunun önüne set olduklarının farkında değildirler.

Günümüzün dindar görünümlü iktidar sahipleri Ebu Cehillere, Stalinlere, Leninlere, Maolara,İbn-i Selüllere taş çıkartırcasına dindar bir cemaate ve dine zulmediyorlar.
Nasıl ki geçmişte koynunda haç ile namaz kıldıran Müslüman görünümlü din düşmanları varsa şimdi de beş vakit namaz kılarak dine hizmet ettiğini zanneden, partallaşmış bir cemaat veya tarikat içerisinde Allah(c.c) davasına ihanet edenler vardır.
21. Asırda din düşmanları Müslüman postuna bürünerek kılcallarımıza kadar nüfuz ettiler. Dışarıdaki düşmanı biliyorduk ama Risale-i Nur okuyan, namaz kılan ama din düşmanlarına hizmet edenlerin varlığını bilmiyorduk.
Milletin kaderine hâkim olan iktidar, dini kullanarak Allah(cc) davasının kutsi yolcularına saldırıyor. Cahiliye döneminde düşmanlarının dahi gururlusun diyemediği insanlığın iftihar tablosuna “Mekke fethinde O dahi gururlandı” denilerek hakaretlerin adisi ediliyor, Kuran-ı Kerim’in ayetleri ile dalga geçiliyor, adliye koridorlarında, emniyet binalarında, namaz kılan bu milletin samimi evlatlarına iftiralar atılıyor. Bu ne öfkedir ki bu insanlara su dahi vermeyeceksiniz denilerek Hizmet Hareketine zarar vermek için bazı cemaat ve tarikatları bırakın, teröristlerle, münafıklarla çekinmeden ittifaklar yapılıyor.
Mezarı kazılan diri bir cemaati soymak için mezara girmesini bekleyen ve beslenen Nursuz Nurcular, gerçek tarikatların sahte müritleri, Milli Görüş kaçkınları, Hizbüşşeytanlar, bazı cemaatlerin haset, fitne taifesi, dine darbe vurmak için beslenen selefi örgütler, zahiren inandıkları Allah’tan korkmadan, kendilerine vaat edilen tereke için dişlerini ovuşturuyorlar. Bıyık altından gülerek, Allah diyen nesil yetiştirmek suçmuş gibi “Onlarda hak ettiler canım” diyerek seslerini çıkarmıyorlar…Çıkaramayacaklar… Çıkarmayacaklar…
Çünkü din adına samimi olarak hareket etmiyorlardı, bu milletin değerleri ile oynuyorlardı, dışarıdan güdümlü bir hayal ve kendi kaprisleri için Anadolu insanını uyutuyorlardı.
Bu tip cemaatlerin dine karşı samimi olup olmadıklarını öğrenmek için yıllardır yaptıkları hizmetlere veya takipçilerinin yaptığı fedakârlıklara bakınız.
AT’ın hükümetten aldığı ulufeyi dağıttığı cemaatlerin ve Demirci Nurettin’in oğluna bağlı dini grupların, devlet kaynakları ile belediyelere besletilen TURGEV’in çalışma yönteminin neresi İslami, insani ve vicdanidir
Vicdanımız kanayarak görüyoruz ki menfaat için iktidarın yanında yuvalanan bu gruplar sigara dahi içmeyen bir cemaate karşı kurşun asker olarak “partallaşmış düşüncelerini davranışa aksettirerek” bu milleti aldatacak ve oyalayacaklar büyük davanın hedefe ulaşmaması için deccaliyet görevini yerine getirenlerin yanında sonuna kadar duracaklardır.
Keşke 25 yıl önce “İslam davasına ihanet ediyorlar, şayet milletin önüne düşmeseler, aldatmasalar, oyalamasalardı bu millet şimdiye kadar çoktan istikametini bulurdu” diyen velinin bedduasına âmin dese idim.
Zaman içinde gördük ki kemmiyet değil keyfiyet önemli aldatmacası insanları oyalayan bazı dini grupların tepe isimleri bu günler için besleniyormuş. Nitekim bu gruplar şimdi insanları dinden soğutan ve dine en büyük darbeyi vuran bir iktidara hizmet ediyorlar.
Nursuz nurculardan olan maaşlı bir vaiz efendinin verdiği fetvaya bakın ve bir kez daha ürperin.“İktidar şu an hâkim konumundadır, vermiş olduğu kararları insanlar sorgulamadan uymalıdır, velev ki yanlış karar veriliyorsa bu işin sorumlusu yanlış yapan fertler değil, iktidardır. Fertlerin iktidarın yanlışlarını uyguladığı için vicdanı sıkıntı çekmelerine gerek yoktur.” Bu fetvayı duyunca AT’ın iktidardan aldığı paraların kaynağını sormadan cemaatlere dağıtması, müçtehit olarak kabul edilen HAKARA’nın ihale ve devletin selameti için fertler feda edilir fetvaları bana hiç tuhaf gelmedi.
40 küsur yıldır hayatın her alanında imanlı bir nesil yetiştirmeye çalışan cemaat ne yaptı da bu kadar zülme, haksızlığa, saldırıya, küfre layık görülüyor.
Tarihin her döneminde peygamberlerin varisleri olan İslam âlimleri işkenceye uğramıştır sahte peygamberlikle suçlanmıştır.
Kıskançlık ve partallaşmış düşünce ile dine bir arpa boyu yol aldırmayan dini gruplara bakınca gördüm ki Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin rehberliğinde ortaya çıkan Hizmet Hareketi olmasa idi, bu çorak dünyada İslam’ın bir kez daha şahlanacağına dair ümidimiz olmayacaktı.
Varsın şu an dine ihanet eden dindar görünümlü siyasetçiler, cemaatler, tarikatlar bunu anlamasınlar. Dün söyledikleri yalanlar bugün ortaya çıksın. Hocaefendinin rehberliğinde dünyanın dört bir yanında yapılan samimi hizmetler, farklı fraksiyonlarla sürekli aldatılan, iğfal edilen, terörist ilan edilen Müslümanların ümidi olmuştur.
Her şeyi Allah bilir ama bu insanların samimiyeti görmek için şu örneği okuyun.
Gözlerini ameliyat ettirmek için 300 mark biriktiren onu sıkışık durumdaki yurt dışındaki bir okula gönderen sayıları yüzbinleri bulan saatçi Mehmet abiler gibi fakir insanların himmetleri ile Hocaefendi’nin dünya çapında öncülük yaptığı hizmetlerden yetişen nesillere bakın.
Bir de devletin bütün imkânlarını sonuna kadar kullanan kendisi zerre miktar fedakârlık yapmayan dindar görünümlü namazdan bihaber, alkol, mut’a, takiyye, yolsuzluk, yetim hakkı iddiaları ile kol kola olan iktidarın yaptıklarına bakın.
Yahya Kemal gibi “hiç değilse bu da kalmış” diyebileceğiniz bir vicdanınız varsa doğru karar verebileceksiniz.
İnsanları dinden soğutan zihniyete mukabil Hocaefendi İslami düşünceyi eğitim alanı ile tanıştırdı. Şayet Hocaefendi Üniversite hazırlık dershanelerinin öncülüğünü yapmasa idi, şu an vefayı unutup iktidarın yanında makam için her türlü taklayı atabilen Anadolu’nun en ücra yerlerindeki fakir çocukları üniversite ile tanışıp önemli görevlere gelebilirler mi idi?
Müslümanların kolej açması bu koleji toplumun değişik alanlarına yayması hangi cemaatin tarikatın aklına gelmişti.
Ahlaki imanı düzgün ciddi bir yazar kitlesinin yetişmesini hangi cemaat sağladı. Aksiyon Dergisi ile yazarlığa başlayanlar şimdi de ağızlarını köpürterek Hizmet hareketine saldırıyorlar.
Şayet cemaatin yayın organları olmasa idi şimdi başörtüsünü sembol olarak kullanan islamcı görünen namazsız, sübyancı İslamcı yazarların matbuatları ile nesebi gayri sahih bir neslin yetişmesini seyrediyor olacaktık.
Hocaefendi’nin açtırdığı kolejlerde yetişen dünyayı tanıyan nesil olmasa idi müslümanların batı karşısında ezikliği hep devam edecekti. Fizik, Matematik, Biyoloji, Kimya olimpiyatlarında derece yaparak dünya şampiyonu olan ve Müslüman Türkün başının dik olmasını ağlayan “Salih Âdemleri” herhalde tarikatlar, cemaatler ve iktidar yetiştirmedi.
Hizmet hareketinin okulları devreye girmeyene kadar Fizik, Kimya, Matematik olimpiyatlarının adı duyuldu mu veya ülkemizin bu olimpiyatlara katılacak öğrenci gönderecek kadar cesareti var mı idi
Büyükelçiliği olmayan ülkelere okullar açan Hizmet hareketi olmasa idi 160 ülkede Ayyıldızlı bayrağımızı hangi cemaat dalgalandıracaktı.
Milli Görüş kökenlilerin şirketler kurmak için samimi müslümanlardan paralar topladığı sadece adı ihlas olan bir kurumun kar paylarını dansözlere yatırdığı, insanların menfaat dini kullandığı dönemlerde Hocaefendi tebliğ vazifesini yerine getirerek sevenlerine yurtlar, evler, okullar, dershaneler, kurumlar açtırarak imanlı bir neslin yetişmesi için çalışıyordu.
Hocaefendi ve yakınları hayatın her alanında Allah’a (cc) inanan uçakta, fabrikada, devlet dairesinde çalışan imanlı bir neslin yetişmesi için her şeyini feda etti.
Peki dindar nesil söylemli iktidar 12 yıllık süre içerisinde ne yaptı.
En başta masa, kasa, nisa üçgeni ile insanları birbirine düşman yaptı. Müslümanlara olan güvenin sarsılmasını sağladı. Özel okullara müfettişler gönderdi. Çocuklara namaz kılıyor musunuz, sabah namazına kaldırıyorlar mı diye soruları soruyor. En son Kimse Yok mu Derneği’nin yardım toplama yetkisini iptal ederek yetimin sofrasına gidecek bir lokma ekmeğe de el uzattı.
Ülkenin kurumlarının ayarını bozdular. İnsanları birbirlerine düşman ettiler. Başta Emniyet, Adalet, Milli Eğitim olmak üzere devletin bütün birimlerinde alkolü referans alarak namaz kılan bürokrat avına çıktılar
Devletin gücünü arkasına alarak Hizmet Hareketine zulümlerin en şiddetlisini yapmaya çalışan iktidar ve ona yaranmak isteyenler şunu iyi bilsinler ki Yusuf’ları zindana atmakla, şirketlere kesilen cezalarla, bürokraside ki fişlemelerle, hukuku kendi lehine kullanmakla, yıllardır bestesi yazılan bu şarkıyı burada bitiremeyeceklerdir.
H.z Muhammed(sav)’mi bize sevdiren, İslam adına bitmiş, aldatılmış, iğfal edilmiş, istismara uğramış ümitlerimizin son bir kez daha yeşermesini sağlayan kürsülerden yükselen dertli sesin kürsülere veda ederken dediği gibi bu yol “Hz Nuh’un yoludur, Hz Lut’un yoludur, insanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed(sav) yoludur. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe, ya tutacağımız yerleri tutarız ya da cesetlerimizi kuzgunlar parçalar. ”
Namık Kemal bu çağda yaşasa idi Allahüâlem Hürriyet kasidesinin ismini Hizmet Kasidesi olarak değiştirerek yazardı veya Necip Fazıl Kısakürek gibi kollarını makas gibi açarak haykırırdı.” Durun kalabalıklar bu iktidar sokak derdi.

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet /Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten /…Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin /Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten /…Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet/Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 516 takipçiye katılın