Davranın çoğu gitti azı kaldı…

14/06/2014 by

Numan NUH

 

“Bir cefâkeş aşıkem ey Yâr Senden dönmezem

Hançer ile yüreğimi yar Senden dönmezem

Ger Zekeriya tek beni baştan ayağa yarsalar

Başıma koy erre Neccâr Senden dönmezem

 Ger beni yandırsalar, toprağımı savursalar

Külüm oddan çağırsalar Settâr Senden dönmezem”

 Hayatımızın her döneminde bizim için önemli günler gelip, geçmiştir.Bazı fırsatlar elimizden sabun gibi bir defa kayıp giderken hayatımızda derin izler bırakanlarda olmuştur.

Yaşadığımız bu  günlerde gerçekleşen tarihi dönemeçlerin farkına varamadığımızdan fert olarak tarihi bir misyonumuzun olduğunu da anlayamayabiliriz.

Şu gerçek kati olarak bilinmelidir ki dalalet cephesi nefes hoş gelen o kadar büyük bir ittifakla saldırıyor ki bu ülkede bugünlerde nefes alan yediden yetmişe herkes tarihi misyonunu yerine getiriyor.

Bu süreçte aklı yerinde olup da nefes alan hiç kimse yaşanan ciğersiz hadiseler karşısında benim sorumluluğum yok diyemez.

Bizler de gün gelecek, kimine Kerbela, kimine de Hasan Sabbah’ın cenneti olan bu günler için  İzmir de cami kürsüsünde yüreği yanan sahabeyi en güzel anlayan büyük dava ve aksiyon adamı, asrın mürşidi  M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dediği gibi  ya övünçle ya da kederli bir şekilde “hey gidi günler hey” diyeceğiz.

Dünya ve ukba anlamında önem taşıyan ve en yakınlarımızdan dahi yolda kalanların çoğunlukta olduğu,dost bildiğimiz birçok insanın dost olmadığı ve ciğerlerimizi hançerlemek için düşmanla ittifak ettiği bu günleri gelecek nesillere övgü ile anlatacağız.

Ne günlerdi o günler diyeceğiz.

Din ve iman kalesinin toptan yıkılmaya başladığı dönemde cami kürsülerinde vaaza başlayan darmağın olan müslümanların, ufak tefek sorunları bırakarak birlikte hareket etmesi için ciğeri yanan mübarek bir İslam âlimi ve yaptıkları büyük hizmeti yarım yamalak anlayan maddi ve manevi fedakârlıklarla dünyanın 160 ülkesine Gül-i revanı Muhammedi ismini bayraklaştırmak için yola çıkan bir cemaat vardı.

Dünyada şimdi ki gül devrini yaşatan Bahar çiçekleri O’nun  rehberliğinde yepyeni bir diriliş için anadan babadan yardan ayrı düşerek bir daha dönmemek üzere Mehlika Sultan’a aşık gençler gibi yollara çıkmışlardı.

Ama iktidara çöreklenen karanlığın ordusunun askerlerinin iktidar ve iktidarın nimetleri ile gözlerini karartarak fetva imamlarını da arkalarına alarak o kadar dine diyanete karşı olan insanı görmezden gelerek ışığın ordusunun askerlerinin peşine düşmüşlerdi.

Bu ordunun karanlık ruhlu temsilcileri gizli ifsat komitelerinden aldıkları talimatla ellerinde olan devlet gücünü kullanarak insanlığa imani hizmetten başka gayesi olmayan bu cemaati yok etmek için dünya nimetlerini insanların ayakları altına serdiler.

Dünya sevgisi imanın dahi önüne geçenleri kasa, masa, nisa üçgeni ile hizmetlerine aldılar.

Meydanda “bu cemaat” ve bu ülkeye sevdalı bir avuç inanmış dışında etrafta kimse kalmamıştı.

Televizyonlarda, gazetelerde bangır bangır dünyanın en büyük İslam alimi olan Muhterem Hocaefendi’ye ve cemaatine bir insana karşı söylenmemesi gereken en ağır hakaretler yapılıyordu.

İnsanlar vicdanlarının sesini cüzdanlara tercih etmişler,vicdanların dahi haksızlık karşısında sükut ettiği ilahi bir imtihan  dönem yaşanıyordu.

Aman Allah’ım etrafımızda ne kadar düşman varmışta haberimiz yokmuş. Hocaefendi’ye ve Hizmet Hareketine karşı yapılan hakaretlere karşı hiçbir dünya menfaati gözetmeden göbeğimiz çatlayana kadar savunduğumuz, sırtınızdan terin çıktığı günler ne güzel günlerdi.

Makamınız, arabanız, eviniz, çocuklarınızın istikbali var, en güzel yerde oturuyorsunuz diyerek yapılan tehditlerine aldırmadan yanlış yoldasınız, tarih sizi affetmeyecek bu kadar kötülük ve suizan yapmayın diyerek, dini cemaat ve iktidar yandaşlarına kafa tuttuğunuz günler ne günlerdi.

Hizmet hareketini destekliyorsunuz, o halde size bizim yalancı cennetimizi zindan ederiz diyenlere karşı; Siz ne yaparsanız yapın, bildiğinizi arkanıza koymayınız, iktidar ve yandaşları yanlış yoldadır, bir İslam âlimine ve cemaate karşı yaptığınız hakaretlerde bir gün boğulacaksınız, böyle bir zulüm karşısında ödenmesi gereken bedeli güle oyna karşılamaya hazırız diyerek yaptıkları zulme taraftar toplayanlara karşı çıkarak heveslerini kursaklarda bıraktığınız günler ne günlerdi.

En yakınınızdakiler, bakın bu iktidar Allah rızası dışında bir  gayesi olmayan bir cemaate karşı haksızlık yapıyor, hakiki anlamda dine hizmet eden bir cemaati yok etmek isteyerek zındıka hesabına çalışıyor,bir Müslüman,haşhaşin,inde,mağarada goril gibi yaşıyorlar, sahte peygamber,alim müsveddesi demek ne demektir gelin desteğinizi çekin dediğinizde “bize paketler geliyor,çeyrekler geliyor,siz ne vereceksiniz” diyerek akrabalarınızın  dahi en basit oy tercihinde sizi bir çeyrek altında tercih ettiği günler ne günlerdi.

Yıllardır yediğiniz su ayrı gitmeyen, aynı mesaiyi ve odayı paylaştığınız kişilere “sizden hayatta bir şey istiyorum, ne olur tercihinizi bu yönde yapın” dediğinizde “seni severim ama tercihimi senin istediğin yönde yapmayacağım” deyip, gerçek niyetini göstererek ümitlerinizi kırdığı ve Hz. Muhammed (sav) davası ne garipmiş diyerek sessiz sessiz iç geçirerek ağladığınız günler ne günlerdi.

Amcanızın, ablanızın, dayınızın, yeğeninizin cemaate zarar gelsin diye içten içe sevinerek zulme devam eden iktidarın, Hocaefendiye yaptığı hakaretleri ve görevi yapan görevlileri azletmesini  desteklediği,aileler içinde dahi insanların gerçek yüzlerini gördüğünüz, ciddi kırılmaların yaşandığı günler nerede kaldınız.

50 hanelik bir köyde 70 yaşındaki bir anamızın Hocaefendi’ye hakaret edenlerin karşısına çıkarak  yanlış yoldasınız, utanmıyor musunuz, bir paket yardıma kendinizi satıyorsunuz, haksızsınız diyerek, Aziziye tabyalarında Rus ordusuna karşı  satırla mücadele eden  Nene Hatun gibi tek başına karşı durarak püskürttüğü günler ne günlerdi.

11 yaşındaki bir çocuğun okuduğu sınıfında Hocaefendi’ye hakaret eden öğretmeni ve arkadaşları ile yaptığı mücadeleyi ateşli bir şekilde ailesine anlattığı günlerde özlenen günler olacaktır.

Dostlarınızın sizin okuduğunuz gazeteden dolayı yanınızdan kaçtığı, size aman ha aboneliği kesin diye baskı yaptığı, Hocaefendi’yi sevdiğinizi söylediğiniz, kitaplarını okuduğunuz için size selam dahi vermeden uzaklaşarak gerçek yüzünü gösterdiği günler nemli gözlerle anımsana günler olacaktır.

Bütün dini cemaatlerin iktidar nimetleri adına tek cephe olarak birleştiği, ellerinden gelse hakiki anlamda dine hizmetten başka gayesi olmayan bir cemaati şeytanın mesleği olan kin ve kıskançlık ateşi ile dine muhalif ilan etmek için dini bilgisi yarım yamalak olan Anadolu insanını arkasına alan iktidarla yok etmeye çalıştığı günler ne günlerdi.

Bin bir emekle bir nesli ihya etmeye çalışan Hizmet Hareketinin dershanelerini toptan kapatmak için hazırlık yapıldığı dönemde imza kampanyaları ve yazılarla karşı çıktığınız ve bırakın neden destek veriyorsunuz “yalnız kalsınlar” diyenlere “ yaptığınız yanlıştır, bu cemaate yapacağınız her kötülük dine zarar vermektir” diyerek maddi menfaatleri elinizin tersi ile iterek eğilmeden dik durduğunuz günler ne günlerdi.

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bir zamanlar cami kürsüsünde ağlayarak  “Hey gidi günler hey”  dediği gibi bizlerde çapımıza göre bu günlerde yapılan zulümleri, mağduriyetleri,akla ziyan hakaretleri yapan deccal ruhluları da biz gördük diyerek  geleceğin   Altın Neslinin  muhteşem eserlerine bakarak hey gidi günler diyeceğiz.

Ebubekir ruhlularla Ebucehil ruhluları ayıran, dostların düşman, düşmanların dost olduğu deccaliyet emareli demokratik maskeli diktatörlere ve raiyyetine  kafa tuttuğumuzu, eğilmediğimizi torunlarımıza gözlerimiz yaşararak anlatacağız.

Evet bu günleri yaşanması gereken üçyüz yıllık, otuz yıllık ve onluk yıllık dönemin akabindeki dördüncü dönem olarak hafızamıza bir kez daha kazıyarak sözü Nesimi’ye bırakalım.

“Bir cefâkeş aşıkem ey Yâr Senden dönmezem

Hançer ile yüreğimi yar Senden dönmezem

Ger Zekeriya tek beni baştan ayağa yarsalar

Başıma koy erre Neccâr Senden dönmezem

Ger beni yandırsalar, toprağımı savursalar

Külüm oddan çağırsalar Settâr Senden dönmezem”

Sabredenlerin felaha ulaşacağı ve yapılanları göğsünde bir madalya gibi taşıyacağı, zulmedenlerin yüzleri kızararak kaçacağı günlere Davranın çoğu gitti azı kaldı…

 

 

 


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 505 takipçiye katılın