Balkondaki Egemen ve Kûfe Halkının Zilleti…

02/04/2014 by

Lokman ERDOĞAN

Türkiye oldukça  gergin bir yerel seçim süreci geçirdi. Başbakan Hizmet Hareketi mensuplarını öfkesinin merkezine alarak yürüttüğü seçim kampanyasında sayabildiğim kadarı ile yaklaşık yüz günde ortalama 210 defa paralel, 155 defa haşhaşi, 80 defa örgüt,10 defa terör örgütü ifadelerini kullandı.

Zafer’in, Egemen’in, Muammer’in mahkemelerde aklanmasını bırakın haklarındaki fezlekelerin meclise gelmesine dahi izin vermeyen Recep Erdoğan’ın seçim zaferi ve balkon konuşmasındaki üslubu göstermiştir ki iktidarın rotasında hukuk,insan hakları,adalet ve özgürlük yoktur.

Mahalli İdareler seçim sonuçlarını tavla oyunu ve at yarışı mantığı ile yorumlayanların kaybettiğini er ya da geç göreceğiz. Sosyal olayları ve seçimleri satranç hamleleri ile açıklamak aslında daha mantıklıdır. Bu son seçime de işte bu noktadan bakmalı ve iktidarın derin yılan öldüren yarasını iyi okumalıyız.

Gelelim bu günlerde sıkça tekrarlanan cemaat bu seçimlerde mağlup mu oldu sorusuna cevap aramaya. Cemaatin bu seçimlerde mağlup olduğunu düşünenlerin tek kelime ile yanıldığını söylemek mümkündür.

Kuran-ı Kerim’in ayetleri ile dalga geçen Egemen ile el ele tutuşmak ve onu alkışlayanlar arasında olmak Allah’la münasebetimiz açısından izah edilebilir bir durum mudur?

Erdoğan’ı eleştiren vekillerin anında biçildiği bir partide Kuran ile alay eden bir Egemen’in, rüşvetle koluna 700 bin TL’lık saat takan Zafer’in, İranlı Rezza’nın önüne yatan ama onurlu bir polis memuruna iftira atan Muammer’in alkışlanması,şirk kokan sözlerin havada uçuşması toplumun nasıl bir kokuşmuşluk içinde olduğunu göstermesi bakımından oldukça önemlidir.

Kanaatim odur ki bu noktada cemaat eğer bu seçim sürecinde -kalabalıkların bir cinnet halinde peşinden koştuğu- bu kadronun arkasında durmuş olsaydı kaybederdi.

Asıl kaybediş de işte bu olurdu.

Tarih nasılda tekerrür ediyor ama…

Bu durum bana İbn Ziyad’ın, elindeki sopayı, Hz. Hüseyin’in mescidin ortasına getirilen kesik başına mübarek dudaklarına ve gözlerine sürerek alay etmesini cami cemaatinin de kafalarına kuş konmuş gibi sessizce tepki vermeden oturmaları hadisesini anımsattı.

İbn Ziyad elindeki sopa ile mübareğin başına vuruyor “Ne de güzel dişleri varmış, ne de güzel gözleri varmış” diye alay ediyordu. Mescitte bulunan Zeyd b. Erkam daha fazla bu manzaraya dayanamamış ve şöyle haykırmıştı: “Çek o zalim değneğini Hüseyin’in başından… Allah’a yemin ederim ki, senin alay ettiğin o dudakların, kaç kez Efendimiz’i öptüğüne ben şahit oldum!” İbn Ziyad bu sözler üzerine sarsılacak, sonra Zeyd b. Erkam’a diyecekti ki: “Eğer kocamış bir ihtiyar olmasaydın, şimdi senin boynunu vurdururdum!” Zeyd b. Erkam daha fazla orada duramayacak, dışarı çıkacak ve Kufe halkına şöyle seslenecekti: “Ey Arap cemaati! Sizler bugünden sonra artık birer kölesiniz. Sizler Fatıma’nın oğlunu öldürüp, Mercane’nin oğlunu kendinize vali yaptınız. Hâlbuki o, sizin hayırlılarınızı öldürüyor, işe yaramaz olanlarınızı ise kendisine kul ediyor. Siz bu zillete razı oldunuz. Zillete razı olan kahrolsun, zillete razı olan kahrolsun.”

Şimdi duralım ve düşünelim hangimiz böyle bir zillete razı olabilirdik.

Hangimiz Hz. Muhammet(s.a.v) torununun başına ve dişlerine değnekle vurulurken,taş kesilir ve susardı. Birçoğunuzun ben razı olmazdım,ben susmazdım  dediğini duyar gibiyim.

Bende işte tam bu noktada duruyor ve diyorum ki geçiniz bunları efendim geçiniz.

Tarih her şeyi kaydetti.

Tarih sizin Kuran-i Kerimle alay eden bir adamı nasıl azgın bir iştahla alkışladığınızı kaydederken utandı.

Ama siz utanmadınız.

Utanmayacaksınız.

Utanmıyorsunuz.

Çünkü sizler, her konuda açıklama yapan sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler, dernekler, bazı cemaatlere ait vakıflar ayetlerle alay eden Egemen’i bir kelime ile de olsa kınamadınız. İstediğiniz kadar Mısır’a selam yollayın, istediğiniz kadar kermes düzenleyin, istediğiniz kadar konferans yapın, istediğiniz kadar çalmakta ustalaşanları kutsallaştırın, Suriye nutukları atın, twit dindarlığına devam edin, önce siyaset sonra İslam diyen eylemlerinizle gündem belirleyin. Ama bilin ki şimdi ne yaparsanız yapın artık yaptığınız her şey tarih karşısında yok hükmündedir.

Evet, sizler sustunuz çünkü cemaatinize çantalar dolusu haram paralardan pay geldi.Oğullarınıza makamlar verildi. Maaşlarınız artırıldı. Acem Rospiler’i başınızı döndürdü. Size iyi paha biçtiler.Sizi satın aldılar.

İşte sizlerin içine düştüğü ten kuyusuna baktığım zaman görüyorum ve anlıyorum ki Hizmet Hareketi ve gönüllüleri kaybetmemiştir.

Bilakis yolsuzluğun, rüşvetin, haramın karşısında durarak zillete razı olmayarak kazanmıştır. Tıpkı zulümlere karşı çıkan Zeyd b. Erkam gibi kazanmıştır.

Bilinmelidir ki münafığın en temel özelliklerinden birisi yaşanan hadiseler karşısında menfaatine göre tavır almaktır. Onun için hakkın,hakikatin ve haklının bir anlamı yoktur. O, öncelikle kimin yanında durursam kazanırım diye düşünür. Günümüzde yaşanan bu tartışmalı süreçte cemaat mi iktidar mı kazandı sorusuna göre pozisyon alanlara işte bu açıdan bakıyorum.

Herkes bilsin ki bir gün bu dünyadan giderken gelecek nesillere işte bu duruşumuzu armağan olarak bırakacağız.

Ve diyeceğiz ki biz o günlerde Hizmet Hareketine ağız dolusu hakaret eden kadroların,rüşvetçi bakanların,inancımızı örseleyenlerin  ve Allah’ın ayetleri ile alay eden Egemen’i alkışlayan kalabalıkların arasında yer almadık. Melküm’ün Torunları ve Horbolar’ın tuzaklarına karşı hiçbir hesap yapmadan ve beklentiye girmeden yüreğimizin sesini dinleyerek Yarınki Türkiye’nin kurucularının yanında yer aldık. Almaya da devam edeceğiz.Çünkü bu diriliş erlerinin Tahmaz’ın Torunları ve alnı secdeye gelmeyen miting mücahitleri tarafından örselenmesine gönlümüz razı gelmiyor.

Bir ömür yaşarsın ama geriye bir kare kalır.

Bu gün şah diyenlerin mat olduğu günde gelecektir.

Kûfe halkının düştüğü utanca düşmek istemeyenler ellerini cüzdanlarına, ikbal beklentilerine,makamlarına değil vicdanlarına koymalılar.

Kûfe halkı o gün bugündür işte bu utancı yaşar. Şehirlere ve ülkelere utanç yaşatanlar için diyeceğim son söz: Zeyd b. Erkam’ın cümlesi ile Zillete razı olan kahrolsun…


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 497 takipçiye katılın