Yazar Arşivi

Bu kavga kuru bir kavga değildir…

03/05/2015

Numan Nuh

Bu coğrafyada başlayan ve dünya ölçeğine yayılan, benim “Nur’un Has Damlası” olarak tanımladığım Hizmet Hareketi ile iktidarın tek adamının ve avanelerinin yaptığı çetin mücadeleyi basit bir menfaat mücadelesi  olarak görenlere,Osman Gazi’nin ölüm döşeğinde  oğlu Orhan Gazi’ye söylediği şu sözü hatırlatıyorum. “Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah’ın dînini yaymakdır.Yoksa, kuru kavga ve cihângirlik davası değildir.”

İktidar cephesi “her istediklerini verdik, ne istedilerde vermedik” derken muhalefet cephesi  ve halk kitleleri,seçimlerde onları desteklediler,oy topladılar,AKP teşkilatlarından çok  çalıştılar,beraber yol yürüdüler.17 Aralıktan  sonra ne oldu da birbirlerine düşman oldular diyerek yaşanan fecaatleri,denaatleri basiretten uzak bir   düşünce  ile yorumluyorlar.

Oysaki perdenin çok gerisinde oyun kuran esas oğlanlar, asırlardır boyunduruğu yerde olan İslam davasının dünya ölçeğinde ayağa kalkmasını engellemek ve  bu davanın ilerleyişini durdurmak için paralel yapı safsatası ile bu oyuna alet olanların izanlarının çok ötesinde kutlu bir medeniyetin öncüsü bir cemaati karanlık bir ittifakla  dünya ölçeğinde yok etmek istiyorlar.

İnsanların at gözlüğü ile basit bir mücadele olarak gördükleri bu kavga bireysel ikbal meselesi kavgası olmadığı için belirli bir zihniyeti temsil eden iktidarın,yaptığı  mücadele  yığınları cennete veya cehenneme sürükleyecek ebedi hayatı kazanma veya kaybetme mücadelesi olduğu için sınırlarımızı aşarak ve dünyaya yayılmıştır.

Bu mücadele kökü “Kardeşlerim” diye selam gönderilen Asr-ı Saadet’e dayanan, bizim coğrafyada Bahar Çiçekleri diye proğramı yazılan,Asım’ın nesli,Büyük Doğu nesli,Yarın ki Türkiye’nin kurucuları ve Diriliş Nesli olarak teoride tanımlanan ama nasıl ortaya çıkacağı bilinmeyen Altın Nesil’in ilk mücadelesidir.

Bu kavga merkezde en adi ve acımasız şekilde devam ederek dünya ölçeğinde de haleler halinde etkisini göstermektedir ki  yarın “Huzuru İlahide” hiç kimse benim  böyle bir davadan haberim yoktu  diyemeyecektir.

Bu mücadele basit bir kavga olmadığı için; Avrupa Parlemantosu, Amerikan Senatosu, Brüksel, dünyanın en saygın düşünce kuruluşları, BM’ye  üye ülkeler, özel mektup ve heyet gönderilen ülkeler, dünyanın en etkin alimleri,en etkin basın yayın organları,en etkin sivil toplum örgütleri,siyasi partiler ve iktidarları taraf olmuştur.

Sizde aklınızı başınıza alın “ev,araba aldım,makamım var,ihale alıyorum” gibi basit hesaplarla ebedi hayatınızı kaybetmeden vicdanen de  olsa dünya tarihinde ilk defa yapılan böyle kapsamlı  bir kavgada tarafsız olmayın.

Bu zulümün bir iktidar,işe girme,makam alma,para kazanma,okul,dersane açma,medya organı olma zalimliği olmadığını da iyi bilin.

Güçlü iktidarın bir cemaate karşı,kendisinin ve avanelerinin karıştığı yolsuzluk olayından ve iktidarına zarar geleceğinden  dolayı harekete geçtiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Yolsuzluk operasyonları ile iktidarın zülfi yarine dokundurularak çok önceden hazırlanan plan,milleti ikna kılıfı ile uygulamaya başladı.

İstanbul yıllarında Cemaat antipatisinden dolayı iktidar yolları açılan bir zihniyetin temsilcisine,milletin sempatisini kazandırıldıktan sonra “Gizli İfsad Komiteleri” tarafından hazırlanan plana göre dini skolastik medrese bataklığından kurtaran bir cemaatin rehberi  dünyanın şahit olmadığı en galiz küfürlere maruz kalıyor.

Kurumları kapatılıyor,İslamcı görünen bir iktidar tarafından öğrencilerine size namaz kıldırıyorlar mı diye soruluyor.

 Bunlara su vermeyeceksiniz sözü uygulanarak karakollarda ilaç içilmesi için bir damla su  verilmiyor,1 yaşındaki bebekler burası çocuk yuvası değil denilerek adliye koridorlarına bırakılıyor,hak ve adaletten yana olan herkes hain ilan ediliyor, gazeteleri, televizyonları kurumları, panzerlerle polis eşliğinde basılıyor.Cezaevleri görevini yapan emniyetçilerle doldu,kendi ülkesinin reklamını yapan Türkçe Olimpiyatlarının öz yurdunda yapılmasına izin verilmiyor, dünya dili yapılmaya çalışılan Türkçenin sesini kısılıyor,hayatın bütün ünitelerinde  cemaate sempatisi olan gerçek ve tüzel kişilere  yaşam hakkı verilmiyor.

 Bir cemaatin öz malı olan bankasının,kurumlarının kafasına çökmek,mallarını yağmalamaya çalışmak,cemaat ele geçirmiş iddiası ile polis kolejlerini mezun vermesine aylar kala kapatmayı ve çocukları sokağa atmayı hangi din ve vicdan kabul edecektir.

Bu korkunç kıyımın bu hızla şayet ilahi bir nefha esmezse nerede biteceğini ve cemaat tabanına ve halka kadar inmeyeceğini de kimse söyleyemez.

Bu yaşananlara rağmen sıradan insanların dahi cemaat sempatisi olduğu için  güç sarhoşlarına  bedel ödemesine rağmen yerinden kımıldamaması,dünyanın  160 küsür ülkesine yayılan bir hareket mensuplarına o ülkelerdede  baskı yaptırılmasına rağmen  onlarında  geri adım atmaması ve bedel ödeyerek taraf olması  bu davanın büyük olduğunun göstergesidir.

Bu kavga şeklen ne olursa olsun dünya ölçeğinde perde  gerisinde durup piyonlarını sahaya süren Ebu Cehil ruhlular ile Muhammedi ruhluların ahir zamandaki çetin karşılaşmasıdır.

Ülkemizde ve dünyada ticari ve siyasi tavizlerle cemaatin kurumları kapatılsa, kitapları toplatılsa,mallarına el konulsa ,hayatın bütün alanındaki sempatizanları cezaevlerine doldurulsa ve darağaçları kurulsa dahi Bedir savaşında,Çanakkale savaşında bu dini zayi ettirmeyen Allah’ın(cc) Son Karakolda da bu dini zayi ettirmeyeceğine imanımız tamdır.

Bilinsin ki beşerin taraf ya da muhalif olduğu bu davanın tekerleği tümseğe çıkmıştır,iktidar ve avanesi değil,bütün dünya top olsa sinelerde patlasa dahi bu ilerlemeyi durduramayacaktır.

Avcı hatlarında  “kendini düşman mermilerine hedef etme” diyenlere  karşı “gavurun mermisi müslümana isabet etmez” diyerek ölümü hiçe alıp en önde savaşan,Ateşten sineleriz alev dokunmaz bize diyen  ve  “Ölümden ilerde varış dediğin,geride ne varsa bırak utansın” diyerek dünyanın dört bir tarafına sahabe gibi giden  Hicret yolcularını döndürmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Dünyanın dört bir tarafına çil çil kubbeler gibi yayılan kurumlar ve o bölgelerin tapusu sayılan mezar taşları bu sadakati göstermiyor mu?

Büyük bir dava için  canını fedaya ant içip bir eline dünyayı diğer eline ahireti alarak yola çıkanların karşısına çıkan tek dünyalıların aklına şaşarımda ne şaşarım.

Büyük bir medeniyetin doğum sancılarının hissedildiği dünyanın taraf olduğu bu davanın ışığını söndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Kutlu ışığı hissedip çapına göre bedel ödeyenlere  ve ölmek var dönmek yok diyerek sadakat destanı yazanlar varya işte gerçek kahraman onlardır.

Dünyaya yayılan bu mücadele basit ve kuru bir kavga değil,kutlu bir medeniyetin habercisidir.

Hiç bir gücünde  bu davanın ilerlemesini engelleyemez. Bu böyle biline…


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 526 takipçiye katılın