Yazar Arşivi

Allah Diyerek Yola Çıktılar, Allah Allah Diyen Nesli Yok Etmek İstiyorlar…

22/03/2014

Numan NUH

 

“Geçmişte Allah Allah diyen tekke ve zaviyeleri kapatanlar şimdide ile  Allah Allah diyen imanlı bir nesil yetiştirmeye çalışan ışıkevlerini,dershaneleri ve okulları kapatmak için hamle üzerine hamle yapıyorlar…Kendisine ve cemaatine karşı yapılan akıl almaz ağır hakaretleri omuzlarında taşıyan ve daha fazlasına da hazırız diyerek hak bildiği yoldan şaşmayan Hocaefendi’ye ve sahabe gibi dünyanın dört bir yanına dağılan yiğit oğlu yiğitlere selam olsun.”

 

Tarihte bazı olaylar insanlığın kaderini değiştirmiştir. İnsanlık (bir kesim için sancılı olsa da) kendi kurtuluşuna vesile olacak değişimlere imza atıyor. Bir kitlenin sabrını zorladığı olaylar, dünyayı ahirete tercih eden bir zihniyetin yıkılışının ayak sesleridir.

Bir değişimin öncüsü gibi ilk defa kapsamlı bir şekilde  köyde, kentte, evde, okulda, camide, cemaat ve tarikatlarda, çarşıda, pazarda, cezaevinde, devlet dairelerinde, TBMM’de, sivil toplum örgütlerinde, miting meydanlarında, sohbet meclislerinde, tüm medya organlarındaki haberlerde  Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi den olumlu ve olumsuz  bahsediliyor.

Hayatın her alanında yediden yetmişe her yaş grubu tarafından olumlu ve olumsuz olarak  Hocaefendi’den  bahsedilmesini büyük bir müjde olarak görsem de bu meseleyi yorumlayacak kapasiteye sahip olmadığım kanaatindeyim.

Ülkemizde gerçekleşen siyasal İslam’ın iktidar tiyatrosunu son olarak  Mısır da gördük. Mısır da yıllardır zulüm altındaki Müslümanlar İhvan Hareketi ile iktidara gelmişlerdi. Başbakan Erdoğan’ın da takiyyeci sevinç çığlıkları ile gittiği Mısır da İhvan-ı Müslim’in Hareketinin liderleri şu anda idam için gün sayıyorlar.

Bizde ise muhafazakar demokrat kimliği ve İslami söylemlerle iktidara gelen Başbakan  ve Cumhurbaşkanı ikilisi ittifak halinde samimi bir CEMAAT’e  karşı devlet gücünü kullanarak yok etme hamlesi yapıyorlar.

Geçmişte Ezanı Türkçe okutturan, Allah Allah diyen tekke ve zaviyeleri kapatanlar ile şimdi de İslami bir görüntü ile  “Allah Allah” diyen imanlı bir nesil yetiştirmeye çalışan ışıkevlerini, dershaneleri ve okulları kapatmak için bütün kinleri ile hamle üzerine hamle yapıyorlar.

Ülkemizde hissedilen ağır hava gösteriyor ki, siyasal İslami söylemler ile dini yaşayışı yaygınlaştırmak bir aldatmacadan başka bir şey değilmiş.

Nasıl ki Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)  insanlara tek tek tebliğle İslamiyeti hakim kılmışsa, ancak günümüzde farklı bir metod kullanılarak GÜL DEVRİNİ yaşamak mümkün olmayacaktır.

Arap âlemi sözde İslami iktidarlarla samimi Müslümanlara karşı zulümlere yelken açarken bizde de iktidarı ele geçiren AKP ve yandaşları samimi Müslümanlara karşı Suudi Arabistan tarzı bir zulmün kapısını aralamaya çalışmaktadırlar.

“Minareler süngümüz, müminler askerimiz,Ya Allah Bismillah…”  diyerek  iktidara gelmiş ve dine muhalif işlerine kılıf hazırlamaya başlamış, namaz terk edilmiş, fuhuş suç olmaktan   çıkarılmış, alkol, rüşvet, hırsızlık, mut’a, devletin selameti için bir liderin ölüm fermanı verilmesi fetvalarla desteklendiği gibi  ayetler de dalga konusu olmaktadır.

Peygamber Efendimiz Yahudi fitnesi olan İFK hadisesinde “Ya Aişe böyle bir şey varsa, ya Aişe böyle bir şey yoksa” demesine karşılık bu kadar ses kaydına, görüntüye, eyleme rağmen hala olanların üzeri örtülmeye çalışılması hangi felsefenin ürünüdür anlamıyorum.

Olmaz denilen kanunları çıkarılıyor, ülkenin Cumhurbaşkanı olanlara ses çıkarmıyor, kendisine soru soranları tersleyerek ülkede sorun mu var, diye umursamaz bir tavır takınabiliyor.

 Oysaki, biz Cumhurbaşkanından dünyada yapmış olduğu İslami hizmetlerle çığır açan bir Cemaat’e ve rehberi Hocaefendi’ye karşı yapılan hakaret ve küfürlere devlet ahlakı gereği “dur” demesini beklerdik.

Demek ki devletin görünen yüzünün gülmesi de takiyye imiş.

 Bu olanlara karşı, TBMM’deki milletvekillerinin bir kısmının “Yeter artık, kes sesini” demesini boşa bekledik.

Diyanet İşleri Başkanının gözüne baka baka Hocaefendiye karşı içi boş alim müsveddesi, yalancı peygamber deniyor,ama  hiç ses çıkmıyor.

Haşhaşi, bunlar sapık, terör örgütü, temiz kan emen sülükler, ajanlar, habis ur gibi şeytanın dahi aklına gelmeyen hakaretlere karşı siyasal ve radikal İslamcı geçinen yazarlar alkış tutuyorlar.

Şeytanın aklına gelmeyen hakaretlere karşı bir iki grup haricindeki diğer cemaat ve tarikatlar tepki vermedikleri gibi, içten içe kıs kıs gülmeye başladılar.

İçerisinde halis inançlı olanların bulunduğu partinin ağır toplarının bir İslam âlimine karşı yapılan hakaretlere yeter artık demelerini beklemekte de yanıldığımızı anladık.

Yazıklar olsun ki, bu coğrafyada meydanları dolduran sözde inançlı kalabalıklar bir İslam âlimine karşı yapılan ağır hakaretleri ellerini patlatırcasına alkışlıyorlar.

Ömrü “Allah” demekle geçen, inançlı bir nesil yetişmesi için her şeyini feda eden Hocaefendi’ye karşı komünistlerin, dinsizlerin, teröristlerin, laiklerin yapmadığı küfürleri ehl-i kıble olduğunu düşündüğümüz inançlı iktidarın yandaşları bangır bangır bağırarak yapıyorlar.

Dünyanın çamuruna bulaşanların oluşturduğu siyasal İslamcılar ordusu devlet gücünü samimi bir cemaati yok etmek için kullanıyor.

Dini siyaset malzemesi yaparak devletin gücünü ele geçiren lider ve çevresindeki, sivil toplum, diyanet mensupları, gazeteci, yazar, cemaat ve tarikatların dünyanın en önemli Sünni  İslami hareketi olan Hizmet Hareketine ve  müesseselerine karşı göstermiş oldukları ağır tepkilere sessiz olmaları  bir şeyin altını çizmiştir.

İslamı sadece görüntü olarak kullanan siyasal İslamcılık bitmiştir. Siyasal islamı savunan iktidarlar ve  iktidarın etrafında yuvalanan cemaatler, tarikatlar insanlarımızı aldatmaktan başka bir amaca hizmet etmiyorlarmış.

Siyasal İslam tiyatrosunun aktörlerinin maskeleri, dini fetvalarla paylaştıkları haram paranın kursaklarına girmesi ile düşmüştür.

Sözde İslamcıların asıl amaçlarını, Müslümanlara ne kadar zarar verdiklerini İslam’ın gelişiminin önünde bir set olduklarını son gelişmeler ortaya  çıkarmıştır.

Hani ülkede İslami bir sistem  gelsin istiyordunuz?

Zina suç olmaktan çıktı, İHL’ler de herkes başını açtı, iktidarın birinci halkası su gibi alkol tüketti, imar, yetimin malı üzerinden rüşvet, yolsuzluk hak oldu hiç birine  sesiniz çıkmadı. Ülkede Muhaberat destekli, Suudi Arabistan tarzı bir yönetimle din devletin kontrolüne alınmaya çalışılıyor sesiniz çıkmıyor.

Şu anda iktidarı savunmak ve cemaate saldırmak için birbiri ile yarışan grublar maalesef dini bu kadar savunmamışlardı.

12 Eylül darbesini yapanlar şehir şehir gezerek biz  size yapacağımızı  biliyoruz edası ile halkı tehdit etmedi.

Oysaki şu anda İslami söylemle iktidarda oturan Başbakan şehir şehir gezerek 30 Mart sonrası yapacağımı biliyorum diyerek halkı tehdit ediyor.

Dine karşı ne büyük düşmanlıktır, bir cemaatin, yapmış olduğu hizmetler yok edilmek isteniyor. Kurumları baskılarla kapatılmak isteniyor. On yaşındaki çocuklar sorgu odalarında terörist gibi sorgulanıyor. Devlet gücü ilk defa siyasal İslamcı görünen bir iktidar tarafından bir cemaati bitirmek amacı ile kullanılıyor. İcra makamında olanlar da  bu zulümleri  keyifle seyrediyor.

Kaç insana “Allah’ı anlattın” sorusuna cevap veremeyenler, dünyanın dört bir yanına Şehbal açan ışığın ordusuna saldırmak için şeytanla bile ittifak ediyorlar.

 Son yaşananlar gösterdi ki, bizim ülkemizde de İslam’a hizmette doğru yol izlemeyen  namazsız siyasal İslamcılar dönemi de hazin bir şekilde bitecektir. Onların ağır hakaretleri akıl hastalığa tutulmuşluğun ve batışın hezeyanlarıdır.

Siyasal İslamcılar dini kullanarak elde ettikleri para, makam ve kadın arasında eriyip gitmişlerdir. Bir bakan “Üç olan rakı fabrikasını 18’e çıkardım.” diye övünmekte, Bakara suresi ile de dalga geçilmektedir.

 Son yaşanan olaylarla Yarınki Türkiye’nin kurucularının önündeki en büyük engel olan  samimiyetsiz dini gruplar ve siyasal İslamcılar meydandan temizlenmeye başlamıştır.

Gerçek yüzlerini gizleyen, İran’dan beslenen, namazsız İslamcıları panik sarmıştır.

Rahatları kaçacağı, güçleri ellerinden alınacağı için her yere saldırmaktadırlar. Şirazeden çıkmışlardır.

 Dünya ve ahiret tercihi bu kavga ile daha belirgin hale geldiği gibi, İslama hizmet ediyoruz, diye halkı oyalayan siyasal İslamcıların gerçek niyetlerinin dünyevi mutluluk ve para olduğu ortaya çıkmış, maskeleri düşmüştür.

Hakiki anlamda İslam’ın bayraktarlığını yapan Hizmet Hareketi her kavgada olduğu gibi bu kavgadan da içindeki çürükleri temizleyip, dik olarak çıkacaktır.

Bu kavga ile hamlar, haslar ayrılacak, zayıf iradeliler yollarda kalacaktır.

Her türlü sıkıntıya karşı metanet sembolü olarak dik duran ve kantarı dirhem şaşmayan Hocaefendi ile birlikte yol yürümek kolay bir iş değildir.

Kendisine ve cemaatine karşı yapılan akıl almaz ağır hakaretleri omuzlarında taşıyan ve daha fazlasına da hazırız diyerek hak bildiği yoldan zerre miktar şaşmayan Hocaefendi’ye ve sahabe gibi dünyanın dört bir yanına dağılan yiğit oğlu yiğitlere selam olsun.

Adı Nur cemaati olan ve Bediüzzaman siyasete müdahil olmadı, Hocaefendi neden müdahil oluyor diyerek, iktidarın yanında yer alan nursuz nurculara, Bediüzaman’ın Atatürk’le, Menderes’le milletvekilleriyle neden görüştüğünü, mektup yazdığını sormadan geçemeyeceğim.

Siyasal İslamcılar ve dini SİYASETE alet eden yandaşları, Mısırdan sonra bizde de  son oyunlarını sergileyerek insanlık tarihinden kıra kıra  bir utanç lekesi olarak çekiliyorlar.

Sabretmek ve konjoktöre göre elinden geleni yapmak en güzel davranıştır.

Gelecek nesiller tarafından hırsız, yolsuz, diktatör ve samimi Müslüman’a küfreden, Müslümanların güvenini kaybeden olarak anılmaktansa, ne pahasına olursa olsun bir cemaatin yanında dik durmak tercih edilmelidir VESSELAM…


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 496 takipçiye katılın