Yazar Arşivi

“Allah’ım ümmeti Muhammedi cemaatle inkisara uğratma”

17/08/2014

Numan NUH

Şimdiye kadar yapılanların taş taş olup devrilmesinden görüyoruz ki Lokman Erdoğan’ın “Allah bu milleti Usta ile inkisara uğratmasın”duası boşta kaldı.Bizde “Allah bir kere de beni bu cemaatle inkisara uğratmasın diyerek Aksiyoner Hizmet hareketine dua eden aksiyon adamı Necip Fazıl’ı dinleyelim…

“Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

Varsın iktidar mensupları dünyanın çamur ve balçığı ile ahiretlerini zirü zeber etsin,insanlarda kendi ve aile çevresinin ikbali için yalanı,aldatmayı,zulmü,ihaneti hayat felsefesi yaparak köşk hayali kuranın peşinde afyonla uyuşmuşlar gibi koşup dursunlar.
“Beni anlamıyorlar,skolastik düşünce bataklığına saplanmış Medrese hocası zannediyorlar” diyen büyük ruhu anlamayanlar,ülkemizde yaşanan kaosa,yalana,ihanete aldatmaya rağmen Altın Nesli yetiştirmek için yardan, anadan, serden geçerek büyükelçiliğimizin dahi bulunmadığı en ücra ülkelere giden Kudsiler ordusunuda anlayamıyorlar.
Kasa,masa,nisa üçgeni için imanlarının önüne geçtiği içinde anlayamayacaklar
Yanardağlar gibi kükreyen büyük aksiyon adamına içimize fitne sokuyorsun,huzurumuzu bozuyorsun rejimi ortadan kaldırmak istiyorsun diye saldıranlar bugünde sahabe tarzında bir hizmet ortaya koyan Cemaat’e karşı Paralel Devlet oluşturuyorsunuz,ülkeyi ele geçirmek istiyorsunuz,iktidarı yıkarak ve kaos istiyorsunuz ithamları ile yine saldırıyorlar.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerini Barla’nın bir köşesinde ölsün gitsin diye gönderen Gizli Komitelerin derin temsilcileri şimdide zaaflarını gördükleri dindar görünümlü iktidarın içine sızarak dünyanın dört bir yanına şehbal açan ışığın ordusunun hizmetlerine engel olmaya çalışıyorlar.
Hatta biçareler bu telkinlerden o denli etkilenmişler ki bulundukları makamları dahi bu saldırı için yeterli görmeyip devletin en zirvesine oturarak bu yok etme hamlesini daha kapsamlı olarak sürdürmek istiyorlar.
Bunun içinde yaşadığımız dehşetli asrın ilahi sırlarını anlamaktan uzak gönlü ve gözü hak ve hakikate kapalı uyuşturulmuş safderun kitlelerden destek istiyorlar.
Bu dehşetli tabloya baktığımızda Hak ve hakikatlere karşı Hz. Ademden beri devam eden mücadelenin Barla Dirilişi sonrasındaki son sahnesini izliyoruz.
“Acele ettim kışta geldim sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz” diyerek 20 asrın minaresinin başında bulunan zat’a karşı yapılan korkunç planlarla şimdi ki planlar arasında acı bir fark var.
O dönemde zındıka komiteleri hak ve hakikat düşmanlarını kendi emirlerine almışlardı.
Şimdide iktidarla kol kola girerek aynı komitelere dünya menfaatleri için hizmet edenler arasında aktif olarak “Ararat Dağı denilen meşhur Ağrı Dağının altındayım. Birden o dağ müthiş infilâk etti. Dağlar gibi parçaları dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki, merhum validem yanımdadır. Dedim: “Ana, korkma. Cenâb-ı Hakkın emridir; O Rahîmdir ve Hakîmdir” diyen Üstadın talebesi olduğunu söyleyenlerin bulunması ne kadar acı bir tablodur.
Hizmet Hareketine karşı yapılan bu korkunç plan içinde Üstadın talebelerinin kurduğu cemaatlerin kullanılması,o talebelerin yemek sofralarında Hizmet hareketini bitirmek için yapılan planlara ortak olması,hayatında hiçbir zaman eğilmeyen İzzetli Üstadın,saçı başı ağarmış talebelerinin el öpmek için eğilmesi,iktidarın olumsuz icraatlarını onaylamaları ölüm pahasına inandığı değerlerden taviz vermeyen büyük ruhu ne kadar rahatsız etmiştir.
Zalimlerin yaptığı haksızlıklara karşı eğilmeden izzetini koruyan büyük Üstad; Şayet senin çizdiğin yolda emin adımlarla ilerleyen, büyük dava taşını her türlü baskıya rağmen düşürmeyen ve eğilmeyen Hizmet Hareketi olmasa idi, içimiz kan ağlayarak görecektik ki Sen’i gördüğü halde skolastik medrese bataklığına saplanmış medrese hocası zanneden nurculuğu marka gibi taşıyan nursuz piri fani talebelerin dahi dünyevilik adına savunmuş olduğun izzetli davayı zelil bir duruma düşürmüş olacaklardı.
Dünyanın dört bir yanında büyük davayı bayraklaştıran bir cemaati bitirmek için , talebelerinin sülbünden çıkan “kemal”le ilgisi olmayan “ettin”ler beyinlerindeki urun kendisini kemirmesine aldırmadan sahte delillerle iftiralarla yurtlarından, ocaklarından ettiler,hırsızlığa,yalana,dolandırıcılığa,devletin malının talan edilmesine müsaade ettiler.
Seni temsil ettiklerini söylüyorlar velakin imansızlık ateşi ile mücadele eden büyük külliyatının tebliğ bölümünü görmeden,geniş kitlelere ulaşmasından rahatsız olarak pencereler içinde boğuluyorlar.
Anlamadıkları için ahir zamanın dört devresine hükmederek dine büyük zarar verenler karşısında gerçek maskelerini ortaya koydular.
Rusya’da esaret yıllarında Nikolo Nikoloviç’e karşı “Hakaret etmedim. Ben bir Müslüman âlimiyim. İmanlı bir kimse, Cenab-ı Hakk’ı tanımayan bir adamdan üstündür. Binaenaleyh ben sana kıyam etmem” demeni ve izzetli bu duruşla da idama yürümeni anlayamıyorlar.
31 Mart hadisesinde Divan-ı Harb-i Örfî Reisi Hurşid Paşa’nın: “Sen şeriatı istedin mi? İşte şeriatı isteyenler böyle asılırlar.” sözü karşısında Bediüzzaman’ın “Şerîatın bir meselesine bin ruhum olsa feda ederim!” demeni anlamamışlar.
Müthiş kumandan M. Kemal Paşa’nın“Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız,aramıza ihtilaf verdiniz” sözü üzerine, “Paşa, Paşa! İslamiyet’te, imandan sonra en yüksek hakîkat namazdır. Namaz kılmayan haindir; hainin hükmü merduddur” tepkisini neden gösterdiği akıllarına hiç gelmiyor.
“Kendisine şapka giymesini söyleyen Kastamonu Valisine karşı hiddetle boynunu göstererek ‘Mithat, Mithat! Bu sarık başla beraber çıkar’ demesi izzetli olmayı öğretmiyor mu?
“Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse zındı­kaya ve dalâlete teslim-i silah edip, vatan ve millet ve İslâmiyet’e hıyanet etmem. Hakikat-ı Kur’ân’a feda olan bu başımı zalimlere eğmem! Demesinin sırrını Üstadın şu an yaşayan talebeleri izzet dışında nasıl açıklayacaklar
Samimi hizmet yapan bir cemaati yok etmek için iktidarın yanında saf tutarak cesaret veren talebelere soruyorum “Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyız diyen bir üstadın yüzüne nasıl bakacaksınız.
160 tane Misyoner okulunun olduğu Gambiyadaki Yavuz Selim Okulunu ve Azerbaycandaki Türk okullarını astronomik paralarla kapattıran bir iktidarın yanında hangi zihniyetle duruyorsunuz.
Kendisine yapılan onca zulümlere,divan-ı harplerde bir cani gibi bir muamele görmesine karşılık “Zalimler için yaşasın cehennem!” diye bağırması,zulmün her türlüsüne karşılık izzetini muhafaza etmesi değil midir?
Şimdiki bazı talebelerinin Hizmet hareketine karşı yapılan ciğersiz zulümlere karşılık dünya nimetleri adına suspus olduğu gibi Üstad rahat yaşamasını bilmiyor mu idi de herşeye rağmen izzetini muhafaza etti ve haksızlık eğilmedi.
Üstad şimdi talebelerinin yaptığı gibi Atatürk’ün kendisine sunduğu imkanları kabul eder,boğaza karşı yalılarda hayatın lezzetini tadarak kitaplarını yazabilirdi.
Amma İzzetli Üstad hiç bir zaman hak ve hakikate saldırı karşısında susarak şimdiki talebeleri gibi zilletli duruma düşmedi.
Birisi çıkıyor Erzurum’un ortasında “sen kimsin, sen kimsin” diyerek olmadık hakaretlerle bütün ömrü Allah diyen bir nesil yetiştirmek olan Hocaefendi’ye hakaret ediyor. Yurt arsası hatırına piri fani nur talebesinden en küçük bir ses çıkmıyor.
Ölüme adım adım yaklaşan piri fani nur talebesinin oğlu Hizmet Hareketini ciğerinin ortasından hançerliyor,gammazlığın en çukurunu yapıyor da babası çıkıp oğlum ne yapıyorsun, islam davasına en büyük ihaneti yapıyorsun diyemediği gibi özel sofralarda yarın hesabı sorulacak lokmaları aşırmaya çalışıyor.
Üstadın Risale-i Nur basımına verdiği önemi unutan piri faniler sadece seçim propağandası olarak 250 adet basılan İşaretül İcaz hatırına bütün külliyatın toptan devlet tekeline geçmesine ses çıkaramıyorlar. Dönüpte arkadaş sen Afyon’da Said Nursi diyerek seçim propagandası yapıyordun, neden kitaplarını yasaklıyorsun diyemiyor.
Bu süreç güzel yarınlar için “hey gidi günler” denilen günler olacağı gibi Üstadın izinden gittiğini söyleyen talebelerinin ve dine hizmet ettiğini söyleyen diğer cemaatlerin yolda kaldıkları gündür.
Aksiyoner Hizmet hareketi ve üç cemaat dışındakiler akıllarını başlarına almalıdır. İktidarın duygusal temsilcisi o cemaatler bizi iyi bilir,biz varsak onlar da var,biz yoksak onlar da yok demesi dört grup dışındaki bütün grupları tanımlamaktadır.
Dört grub dışındakilere para dağıtımı yaparak iktidarın her uygulamasına şartsız biat ettiren AT’ın “iktidar olmazsa biz biteriz abi” dediği grublar izzetlerini kenara bırakmışlardır.
İktidar bu grupların merkezlerini besleyerek yıkım ekibi olarak kullanmaktadır. HAYKAR’ın fetvaları ile ihalelerden alınan paylarla bu grupların merkezleri doyurulmakta taşraları da gerçek niyeti bilmeden samimi olarak kira paralarını vermek için kıvranmaktadır.
Ülke Cumhurbaşkanlığı seçimine gitse ne yazar.
Ülkeyi yıkarak ilerleyenler, dinin izzetini yerle bir edenlerin dine hizmet ettiğini zannederek ahretlerini feda edenlerin köşklere çıkmak için desteklenmesi neyi değiştirir.
Köşke çıkmak önemli değildir, köşkte ne kadar kalınacağı sonun ne olacağı önemlidir.
Dünyada Müslümanlar bir kez daha terörist oldular. Dindar görünen cemaatler dünya nimetleri adına dinin izzetini zillete tercih ettiler. İsrail, İran ve kökü ABD’lere ulaşanlar lobilerle çalışan iktidar Mısır’da yapılanlara destek olduğu gibi aksiyoner bir cemaati durdurmak değil yok etmek için dünya önlerine serilerek kullanılıyor.
Durumu muhafazanın ötesinde bireysel baskı, ruhsat iptali, tabelaları kaldırmaya kadar inen adileşmenin başladığı bu dönemde hakiki anlamda dine karşı samimi olmayan cemaatlerin ve izzetli Üstadın nursuz talebelerinin de gerçek niyetleri ortaya çıkmıştır.
Bu kavga büyük davanın neferleri için mihenk taşı olmuştur. Batıl davalar için hayatlarını seve seve feda edenlerin bulunduğu bu coğrafyada Allah’ın davası için yarın övünçle anlatılacak geçici sıkıntıya katlanmaya değmez mi?
Şimdiye kadar yapılanların taş taş olup devrilmesinden görüyoruz ki Lokman Erdoğan’ın “Allah bu milleti Usta ile inkisara uğratmasın” duası boşta kaldı.
Bizde “Allah bir kere de beni bu cemaatle inkisara uğratmasın diyerek Aksiyoner Hizmet hareketine dua eden aksiyon adamı Necip Fazıl’ı dinleyelim..
Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
Varsın iktidar mensupları dünyanın çamur ve balçığı ile ahretlerini zirü zeber etsin,insanlarda kendi ve aile çevresinin ikbali için yalanı,aldatmayı,zulmü,ihaneti hayat felsefesi yaparak köşk hayali kuranın peşinde afyonla uyuşmuşlar gibi koşup dursunlar.
Kaoslara aldırmayarak Güneş’in bir gün bizim illere de farklı doğacağını bekleyerek bir kez daha “Allah’ım ümmeti Muhammedi bir kere daha bu cemaatle inkisara uğratma”


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 510 takipçiye katılın